İnsansak ne yapmalı?

Evrenin büküldüğü genişlediği noktalardan birinde barınamayan dünyanın insanlari olarak beynimizin aynı doğrultuda ilerleyen tek fonksiyon meselesi olarak zaman. Zaman ki var oldugumuz zaman dilimini önümüzdeki bir seneyle uzunluk olarak karşılaştığımız vakit her gecen yılın neden bir öncekine göre çok daha hızlı bittiğini rahatlıkla anlayabilir, bu sebepten de zamanı kavrayış biçimimizin her geçen seneyle birlikte algılarımızda değişimlere sebep oldugunu söyleyebiliriz. Zaman aynı doğrultuda giderek arttığını bildiğimiz ve astronomik gözlemlere dayanarak bunun yakın gelecekte değişme ihtimalinin olmadığını bildigimiz tek olgudur. Dünya üzerinde tek hücrelilerden insanlara kadar her canlı grubu zamana paralel bir sekilde varlığını devam ettirmek, popülasyon devamının garantilenmesi içinde zaman harici fonksiyonlarin bu emelden uzaklaşmasına sebep olabilecek her türlü negatif durum için de popülasyon hacminin maksimumuna ulaşmak için her gun çabalat. Çabalamaktan vazgeçtiği bir gün dahi yoktur ta ki türünün tek örneği olup yok olana dek. Zaman canlılar icin sadece popülasyonunu arttırdığı bir f fonksiyonu değildir. Yaşamım ve doğanın enerji dengesinin temel amacı optimum değerlerde stabile olmaktır. Kaldı ki hayalimize sığamayacak kadar çok değişkenli ve fonksiyonlu bu hayat bizim normalden sapmalarla olan bir kavgamızdır. İnsanın bütün karmaşalarla olan mücadelesi evrim boyunca daha komplike olmakla beraber bilişsel gelişimiyle birlikte bilim ve teknoloji alanında yarattığı yeni mücadeleler ortaya çıkmıştır. Stabilizasyonu sağlamak icin kurduğu her sistem yeni mucadeleri doğurmuş ve insanlığın büyük bir yüzdesinin tahmin sınırlarınım dışımda kalan bu gelişmeler bizi günümüz bilgi çağına taşımıştır. 17. Yüzyıldan itibaren ticaret hızlanmış ve anonim şirketler kurulmaya baslanmistir. Baharat ticaretinin batıdan alıcıların doğuya yolculuklarının başlamasıyla birlikte kapatilist düzenin belkemiği olan dünyanın ilk bankası ve borsası kurulmuştur. Soru şudur ki kapitalist dünya hangi yöne doğru evrilicek sadece isim değiştiren kölelik düzenleri daha kaç yüzyıl devam edecek? Son bulması ne yolla olabilir? Bilgi çağında yaşayan çağdaş dünyanın insanları olarak yaşam düzenlerimizin temelinde hala oldukça ilkel taşlar bulunmakta ve ulaşabileceklerimizin sınırı bir takım önceliklere göre şartlandırılmış ve normal diye atfettiklerimizin dışıma çıkamayan hayatımızda sadece parayla belirleniyor. Bilgiyi bile sosyal statü ve para sayesinde satın alabiliyoruz. Ama önemli bir nokta var ki internet çağınım bilgiye erişimi sınırsız hale getirmesinin elbetteki birkac yüzyıl sonra farklı bir dünya insanı olarak bilişsel düzeyinin geometrik olarak bizimkilere göre artacağı kesin. İnsanı maddeyle bağlantılı olan tüm hayat meşgalelerinden ayırdığımızda geriye sadece birkaç cevap aranan soru kalıyor. Hayata gelişim milyarlarca spermden en geleceğe aktarılabilir olmam mı? Görmekte zorlandığımız en büyük şey ise burada şu an sadece insanoğlunun devamlılığı için varız. Sahip olduğumuz dna tüm olasılıklar arsasından en kuvvetlisi toplam bilinci en çok taşıyabilecek olan ve nihayetinde bu bilgileri bir sonraki nesile aktarıp toprağa karışacak olan bir gen topluluğudur. İnsanlık tarihine bakıldığında bu dünyaya yön verebilen tüm insanlar üç özellikten birine sahipti. Ya varoluşunu sorgulayıp ona aktarılanın ötesinde bir bilinç fazına geçiyordu ya doğanın incelenmemiş yapıları ve yasalarına eğiliyor ya da şavaş ve ya ticaret yoluyla başkalarını sömürüyordu. Sömürü düzeni hep daha fazlasını isteyen insanoğlu için oldukça çekici gelen bir baş koyma yoluydu. Ve diğer iki başlığı kullanarak başkaları adına karar vermekte oldukca uygun bir alandı...

I smell all the electron beams of them.



umwelt-ninu


Umwelt*
ˈʊmvɛlt/
kelime
            (etoloji) bir organizma tarafından deneyimlenen dünya.
           "the worlds they perceive, their Umwelten, are all different"

Tapputi 
Tapputi-Butt*/
MÖ 1200 tarihli Babilli Mezopotamya çivi yazısı tableti

            (bilim tarihi) dünyanın ilk parfümörü ve ilk kimyagerlerinden olan Babilli bilim insanı,
            ilk damıtıcı
         "Tapputinin sahip olduğu Belatekallim ünvanı kraliyet sarayında yönetici olarak görevli
           bir kadın olduğunu belirtir"

-ninu
(---)-ninu (ismin ilk parçası kaybolmuştur)/
MÖ 1200 tarihli Babilli Mezopotamya çivi yazısı tableti

           (bilim tarihi)  Tapputi Belatekallim ile parfüm yapımı ve damıtma konularında çalışmış
           araştırmacı
         "-ninu, ninu, bu isme bu blogda tekrar rastlayacaksınız "

*(Tapputi'nin Krala özel yarattığı parfüm ve kokuyla ilgili konuları ilerleyen postlara              saklayarak şimdilik kapatıyorum.)

Algı? Kafatasımızın içerisindeki kalıtımsal özelliklerimize göre düzenlenmiş, beş duyu ile edinilen bilgileri işleyen, depolayan, yöneten o yumuşak dokunun sahip olduğumuzu düşündüğümüz yaşam döngüsü içerisinde kısa zamanlı, geniş zamanlı olarak süreçleri yöneten, yorumlayan, tepki gösteren moleküller topluluğunun edindiği biyolojik bilinç dinamiği.

Böyle düşününce dünya tarihinin yazdığı ve yazıyor olduğu toplam faydayı ve huzuru aşağıya çeken marjinal ya da popüler, radikal, liberal, pasif, aktif hiç bir oluşum veya şahsiyet algıladıkları, o kadar da imkansız gelmiyor hiçbir gerçek. Neyi nasıl yargılarım ki? Yaşama mı kızayım? Hep adilini ve özgürünü daha iyisini deneyimlemek isterken hem de. Ya da bilinçlenme ne ki? Biz napıyoruz? Şahsi olarak makro ve mikro sahip olduğumuz herşeyden biz kendimizi sorumlu tutma ve ya tutmama eğrisi üzerinde salınıyorken;  tarihi, insanlığı, toplulukları, teker teker bir sürü farklı bireyi etkileyen, hep ayarı kaçırmış kolayı seçmiş, gücü ondan olmayanı bastırmaya, başkasına fayda diye yedirdiklerinden her zaman kendisinin en çok çıkara sahip olduğunu önce saklayıp sonra deklare etmekten asla çekinmeyen, bazen saklamaksızın utanmadan toplulukların gözüne sokan (tabi ki yine kendilerinin kör ettiği toplulukların) hep ama hep daha fazlasını isteyen insan(?)ların değiştirdiği bir insanlık tarihi görüyorum. Ama aksine dünyanın miladı doldu, insanlığın sonu yakın feryatlarında değilim. Çünkü güzel şeyler de olmuş. Çünkü ona sunulanı yorumlamaya çalışan, algı çerçevesini kurcalayan, esneten, bazen kırıp baştan yaratan, sürrealist ve realistler topluluğu çok güzel şeyleri de merak etmiş; çok güzel duyguları düşünceleri sanatına işine emeğine yansıtmış ve tıpkı şuan bu yazıyı yazıp ilk postum olarak paylaşabilmemi sağlamış bir çok düşünce gibi hepsi, ayrı ayrı, oldukça  umut vaad edici. 2 duyu ile takibi mümkün olan bu blog, merak eden ve çerçevenin dışına çıkan ya da bir şekilde duygularımı ve var olduğumu hissettiren ya da sadece dikkatimi çeken 5 farklı duyu ile algılayabildiğim şeyleri içerecektir.

Alttaki videoda bir kickstarter* projesi olarak ilk bölümlerini yayınlayan "Super Science Friend" isimli çerçevenin dışına çıkan  Darwin, Tesla, Curie, Einstein, Freud ve Tapputi' nin bir takım serüvenlerini anlatan (evet bu seride dünyanın ilk parfümörü bir super science hero!) bir animasyon serisinin ilk bölümü var.



 Serinin diğer bölümlerine dair bigiye aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
                                                          Ayırdığınız zaman için teşekkürler çünkü o değerli.

                                                                                                                     

Popular Posts

Like us on Facebook

Flickr Images